Uzaydaki Madenlerin Ekonomiye Kazandırılması

NASA’nın uzay madenciliği için harekete geçmesiyle birlikte uzay madenlerinin ekonomiye kazandırılması konusu dünya gündeminde yerini aldı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) 10 bin katrilyon değerinde, dünya ekonomisinden çok daha fazla değere sahip olan 16 Psyche asteroidine ulaşmak için harekete geçti.

Bu asteroid üzerinde altın, bakır, nikel, demir, kobalt, iridyum ve platin gibi pek çok değerli maden olduğu söyleniyor. NASA’nın bu madenleri dünyaya nasıl getirmeyi planladığı ise henüz bilinmiyor. Geleceğin iş kolları arasında kendine büyük bir yer edinecek olan Uzay Madenciliği, ilk olarak Japonya Uzay Ajansı’nın Hayabusa aracı ile 2010 yılında 25143 Itokawa asteroidinden Dünya’ya birkaç parça toz getirmesi ile gündeme gelmişti.

Uzayla ilgili yaşanan son gelişmeler arasında SpaceX şirketi tarafından tasarlanan Dragon kapsülü ile dört amatör astronotun, Dünya yörüngesine fırlatılması yer alıyor. Ekipte yer alan kişiler arasında ABD’li milyarder iş insanı Jared Isaacman, bir sağlık çalışanı, bir bilim eğitimcisi ve bir veri analisti bulunuyor. Uzay Turizmi için ilk adım olarak görülen bu gelişme, uzay yolculukları ve taşımacılığı ile ilgili daha pek çok adım atılabileceğini gösteriyor.

Uzay Madenciliği Nedir?

Asteroit madenciliği olarak da bilinen uzay madenciliği, Dünya’ya yakın küçük gezegenlerden hammadde çıkarma işlemine verilen isimdir. Dünya’da yer kabuğundan çıkarılan altın, demir, nikel, platin, renyum, rodyum, manganez, molibden ve kobalt gibi ekonomik değeri yüksek olan madenler, Dünya’ya çarpan asteroit yağmurları ile geldi ve yer kabuğunun soğumasıyla oluşumları gerçekleşti. Dört milyar yıl önce yer kabuğunun eriyerek çekim kuvvetinin artması sonucu elementler, arzın merkezine doğru çekildi. Ardından yer kabuğundaki elementler azaldı ve asteroitlerin çarpması sonucu tekrar madenler Dünya üzerine yerleşti.

Dünya ekonomisine katkı sağlamak amacıyla uzay madenciliği fikri günümüzde daha belirgin bir hal aldı. Amerika’da NASA’ya ek olarak SpaceX gibi özel şirketler, Avrupa’da ESA (Avrupa Uzay Ajansı), Rusya’da Roskosmos (Rusya Federal Uzay Ajansı) ve Japonya’da JAXA (Japonya Uzay Araştırma Ajansı), uzay madenciliği ile ilgili çalışmaya başlayan devlet ve şirketler olarak öne çıkıyor.

Uzay Madenciliği Mümkün mü?

Geleceğe yönelik yapılan yorumlara göre Dünya üzerinde tüketime bağlı olarak bakır, kalay, çinko, kurşun, gümüş ve altın gibi rezervlerin 50 – 60 yıl içerisinde tükenmesi bekleniyor. Bununla birlikte platinyum ve kobalt gibi değerli elementlerin asteroitlerden çıkartılabileceği belirtiliyor. Çok yakın gelecekte uzay madenciliği ile ilgili çalışmaların hızlı bir ilerleme göstereceği düşünülüyor.

Madenlerin bulunmasından sonra nasıl işleneceği konusu üzerinde duruluyor. Bunun için iki seçenek öne çıkıyor. Birincisi, uzaydan getirilebilen madenleri Dünya’ya indirerek yerçekimli ortamda işlemek. İkincisi ise getirilemeyen madenler için uzayda çalışma yapmak üzere astronot yetiştirmek ve uzay araçları tasarlamak.

Uzaydaki Madenler Nelerdir?

Uzay madenciliği ile ilgili uzayda yer alan potansiyel madenler şu şekilde;

  • Ay: Dünya’nın tek uydusu olan Ay’da bulunan elementler Helyum-3, altın, platin grubu metalleri, su ve nadir toprak metalleri olarak biliniyor. Bunlardan Helyum-3 enerji ihtiyacını karşılayan bir element olarak karşımıza çıkıyor.
  • Jüpiter: Hidrojen ve Helyum’dan oluşan en büyük gezegen Jüpiter’de, Ay’da bulunan miktardan çok daha fazla Helyum-3 bulunuyor.
  • Asteroit Kuşağı: Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasında yer alan pek çok asteroitte neredeyse bütün elementler bulunuyor.
  • Neptün: Yüzeyinde minik ve dev parçalar olmak üzere pek çok elmas bulunuyor.

Uzaydaki gezegenlerde ve gök taşlarında pek çok maden ve element bulunuyor. Platinyum ve kobalt gibi madenler dışında gök taşlarında demir, nikel, titanyum, altın, manganez, tungsten ve paladyum gibi maden çeşitleri olduğu biliniyor. Bunlar dışında Uranüs ve Neptün’ün yüzeyinde çok fazla elmas bulunuyor.